Aort damarı, göbek seviyesinde bir çatal gibi ikiye ayrılarak sağ ve sol bacağımızı beslemek üzere ‘Femoral atardamarları’ oluşturur. İşte bu iki atardamar, bacağımızda aşağıya doğru seyirleri boyunca çeşitli dallara ayrılarak kılcal damar ağları oluşturur ve bacaklarımıza enerji için gerekli maddeleri ve oksijeni ulaştırır. Bu atardamarlarda değişik seviyelerde oluşan darlık ve tıkanıklıklar, bacak ve ayaklarımızın beslenmesini bozarak şikayetlere yol açabilir. Bu darlık ve tıkanıklıklar, göbek seviyesindeki ayrışım yerinden, ayak bileğine kadar herhangibir seviyede olabilir ve genellikle bu seviyenin altındaki bacak bölgesinde belirtiler görülür.
Bu atardamarlarda gelişen darlık veya tıkanıklık sonucu hastalarda görülen en sık belirti, yürümek veya koşmak gibi aktiviteler sırasında ciddi bacak ve ayak ağrısı olmasıdır. Bunun yanı sıra, etkilenen bacakta uyuşma hissi, yaz aylarında dahi üşüme ve soğukluk, özellikle erkeklerde kıllarda dökülme, öbür bacağa göre daha soluk görünme, kaslarda erime görüntüsü ve ileri evrelerde iyileşmeyen ayak yaraları ve gangren gibi belirtiler sıralanabilir.
Bu şikayetlerle, bize başvuran hastalarda genellikle ilk yaptığımız şey fizik incelemedir. Hastanın her iki bacakta kasık, diz ve ayak bileği bölgesindeki nabızları karşılaştırmalı olarak kontrol edilir ve olası darlık veya tıkanıklık seviyesi belirlenir. Ek olarak, kol ve bacakta eş zamanlı tansiyon ölçümü yapılarak (ankle-brakial indeks), darlığın ciddi olup olmadığı değerlendirilir. Bu muayene sonucu ciddi atardamar darlığı veya tıkanıklığı düşünülen hastalarda, ileri incelemeler planlanır. Bacak atardamarlarında darlık veya tıkanıklığın ciddiyetini görmek için en sık kullandığımız ileri görüntüleme yöntemleri, doppler ultrason, ilaçlı tomografi, ilaçlı manyetik rezonans ve anjiografi incelemeleridir. Bu görüntüleme yöntemlerinin verdiği bilgilerle; atardamardaki darlık veya tıkanıklığın, seviyesi, uzunluğu, kireçlenme oranı, ani veya kronik olup olmadığı belirlenir. Bu bilgiler ışığında cerrah, hastasını bilgilendirerek, beraber en uygun tedaviye karar verirler.
Bacak atardamarlarında darlık veya tıkanıklık yıllar içerisinde gelişmişse (kronik), vücudumuz bir savunma mekanizması olarak bu bölgede yeni kılcal damar ağları oluşturur. Böylece hastanın semptomları daha geç dönemde ortaya çıkar ve uzuv kaybetme riski azalır. Bu durumda, genellikle hastanın semptomlarına göre ilaç tedavisi, kapalı anjiografik balon veya stent uygulamaları veya cerrahi bypass tedavilerinden hasta için en uygun olanı tercih edilir. Darlık veya tıkanıklık ani (akut) bir pıhtı oluşumu nedeniyle olduysa, vücudumuz yeni damar oluşturma gibi bir savunma mekanizması geliştiremeyeceği için, gangren gelişimi ve uzuv kaybı riski çok yüksektir. Bu nedenle, bu durumlarda mutlaka damarın cerrahi müdahale ile acil olarak açılması gereklidir. Bu işlemde, tıkalı olan atardamar bölgesi cerrahi olarak açılarak özel kateterler kullanılarak, damar içerisindeki pıhtı temizlenir. Kronik atardamar darlığı ve tıkanıklığı olan hastalarda ise aşağıdaki tedavi yöntemleri tercih edilir.
İlaç Tedavisi
Bacak atardamarlarında darlık ve kireçlenme olan ve herhangi bir şikayeti olmayan hastalarda öncelikli olarak ilaç tedavileri tercih edilir. Kan sulandırıcı ilaçlar, kolesterol düşürücü ajanlar ve kan akışını arttıran bazı ilaçları içeren bu tedaviler ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılır ve hastalara herhangi bir girişim yapılması geciktirilmiş olur.
Kapalı Anjiografik İşlemler
Genellikle bu işlemlere, hastanın şikayetlerine ve yürüme mesafesinin azalmasına göre karar verilir. Bu işlemler, tıkalı olan atardamar bölgesinin herhangi bir kesi yapmadan, damar içerisinden tıraşlanarak açılması, ilaçlı balon ve stent uygulanması gibi yöntemleri içerir. Bu yöntemlerin uygulanması sırasında, hastanın herhangi bir anestezi alması veya kesi yapılması söz konusu değildir. Anjio işlemi ile damar içerisine girilir ve tıkalı olan atardamar bölgesi özel teller veya mikro-bıçaklı sistemler kullanılarak açılır. Açılan damar bölgesinin tekrar tıkanmaması için genellikle bu bölgeye balon uygulanır veya stent yerleştirilir. Bu işlem sonrası hastanın, düzenli takiplere gelmesi ve kan sulandırıcı tedavileri aksatmaması hayati öneme sahiptir.
Cerrahi Bypass Yöntemleri
Cerrahi yöntemler, genellikle kapalı anjiografik yöntemlerin uygun olmadığı hastalarda uygulanır. Böbrek fonksiyonlarının bozuk olması, damardaki tıkalı bölgenin çok uzun ve kireçli olması, hastanın kontrolsüz şeker hastalığının olması gibi durumlarda cerrahi yöntemleri tercih etmek daha doğru bir yaklaşımdır. Cerrahi bypass yönteminde, bacaktan alınan bir toplardamar veya yapay bir damar hasta olan damara dikilerek, tıkalı olan bölge bypass edilir ve atardamarın alt kısmına kan akışı tekrar sağlanır. Bu yöntem her seviyedeki atardamar darlığı ve tıkanıklıklarında uygulanabilir. Cerrahi kesiler, darlık veya tıkanıklık olan atardamar bölgesinin üst ve alt seviyelerinden yapılır ve genellikle 4-5 cm’den daha uzun değildir. Cerrahi işlem sonrası aynı şekilde, kan sulandırıcı tedaviler ve periodik takipler hayati öneme sahiptir.
Unutulmamalıdır ki, tedavi edilmeyen bacak atardamar hastalıkları, gangren gelişimine ve sonuç olarak parmakların, ayağın ve hatta bacağın kesilmesi ile sonuçlanabilecek ciddi durumlara yol açabilmektedir. Geçmişte, sadece ilaç tedavileri uygulanan ve sonuçta parmak veya el-ayak kaybına mahküm olan Buerger Hastalarında dahi, günümüz teknolojik yöntemleri ile tedavi mümkündür. Bu hastalarda uygulanan kapalı balon, stent uygulamaları veya cerrahi bypass yöntemleri ile uzun süre ve hatta yaşam boyu uzuv kaybı önlenebilmektedir. Sonuç olarak; geleneksel tedavi yöntemlerinin başarısız olduğu ve amputasyon (parmakların, ayağın veya bacağın kesilmesi) kararı verilen tüm hastalarımıza önerimiz, bu işeme onay vermeden önce güncel tedavi alternatifleri ile ilgili bir damar cerrahına danışmalarıdır.