Kalp damarlarında (koroner damarlar) tıkanıklık olmasının ülkemizdeki en sık sebepleri; genetik yatkınlık (aile hikayesi), kötü beslenme, yüksek kolesterol, hipertansiyon, şeker hastalığı, sigara kullanımı, hareketsiz (sporsuz) yaşam olarak sayılabilir. Kalp damarlarındaki darlık ve tıkanıklıklar genellikle orta-yaş grubunda başlar ve on-yıllar içerisinde ilerleyerek kritik seviyelere ulaşarak ileri yaş döneminde belirti verir. Bu belirtiler genellikle, hastanın egzersiz yapması sırasında veya istirahat halinde gelen göğüs ağrıları şeklindedir. Ciddi şeker hastalığı olan hastalarda, ağrı oluşturan sinirler de hasar gördüğünden bu hastalarda hiçbir belirti olmaz ve sessiz kalp krizi denilen durumlara yol açabilir. Tekrarlayan egzersizler sırasında göğüs ağrısı ve sıkışması yaşayan hastaların, vakit kaybetmeden bir kalp doktoruna başvurması gerekir. Çünkü bu belirtiler, muhtemel bir enfaktüsün (kalp krizi) ön sinyalleridir. Enfarktüs (kalp krizi) geçiren hastalarda kalp dokusunun bir kısmı öleceği için değişik seviyelerde kalp yetmezliği kaçınılmazdır.
Egzersiz veya istirahat halinde göğüs ağrısı şikayeti ile doktora başvuran hastalarda, kalp grafisi (EKG), efor testi, sintigrafi ve sanal anjio (koroner tomografi) gibi bazı testler yapılır. Kalp damarlarında tıkanıklık şüphesi olan hastalara koroner anjiografi önerilir. Anjiografi incelemesi, kalp damarlarında darlık veya tıkanıklıkların gösterilmesinde en başarılı yöntemdir. Bu işlem sonrası, kalp damarlarında darlık veya tıkanıklık tespit edilen hastalarda en uygun tedavi yöntemi belirlenir. Enfarktüs (kalp krizi) ise daha ağır bir tablodur ve bu şikayet ile acil servise başvuran hastaların neredeyse tamamına başka bir görüntüleme yapılmadan direk anjiografi yapılır. Anjiografi sonucu tespit edilen darlık veya tıkanıklıklara ya eş zamanlı müdahale edilerek açılır, ya da daha sonra yapılacak uygun tedavi belirlenmek üzere işlem tamamlanır. Kalp krizi ile acil anjioya alınan hastalarda temel amaç, krize yol açan kalp damarının açılmasıdır. Bu işlem, genellikle balon ve stent uygulamaları ile yapılır.
Anjiografi sonucunda, balon ve stent uygulamaları ile damarın açılamaması veya kalbi besleyen üç ana atardamar sisteminde de ciddi hastalık bulunması durumunda koroner bypass operasyonu kararı verilebilir. Bu durum mutlaka, bir kalp damar cerrahisi uzmanına danışılmalıdır. Bazı özel durumlarda, enfarktüse yol açan kalp damarı anjio ile açıldıktan sonra diğer damarlardaki ciddi darlık ve tıkanıklıklara bypass operasyonu önerilebilir.
Enfarktüs (kalp krizi) sonrası bypass operasyonunun zamanlaması kalp cerrahına danışılmalıdır. Bazı durumlarda acil operasyon gerekirken, bazı durumlarda kalp krizinin soğumasının beklenmesi hasta için daha güvenli olabilmektedir. Enfarktüs olmadan tespit edilen kalp damar tıkanıklıklarında ise; tıkanıklığın ciddiyeti, yeri ve hastanın ek risk faktörleri belirleyici olacak şekilde, operasyon zamanlamasına kalp cerrahının karar vermesi gerekmektedir.
Koroner Bypass Operasyonları
Koroner Bypass operasyonlarında, vücudun başka bir bölgesinden alınan atardamar veya toplardamar kullanılarak, darlık veya tıkanıklık olan kalp damarı bölgesi bypass edilir. Tıkalı olan bölgenin öncesi ve sonrası arasında bir köprü oluşturacak şekilde bypass damarı dikilir ve kan ulaşmayan bölgeye kan akımı sağlanır. Bu operasyon için en sık kullanılan bypass damarları; göğüs kafesi içerisinden veya koldan alınan atardamarlar veya bacaktan alınan toplardamarlardır. Bypass için kullanılan damarların, atardamar olması tercih edilir. Çünkü atardamarların, toplardamarlara göre uzun dönemde açık kalma oranları daha yüksektir.
Açık Koroner Bypass Operasyonları
Koroner Bypass operasyonları, kapalı ve açık yöntemlerle yapılabilir. Açık koroner bypass operasyonlarında, orta göğüs kemiği (iman tahtası) tamamen kesilerek işlem yapılır. Dolayısıyla operasyon sonrası, hastanın tamamen iyileşmesi yaklaşık 2-3 ay sürmektedir. Bu süre içerisinde, kesilen kemik tamamen kaynayana kadar hastanın yan pozisyonda yatmaması, ağır fiziksel egzersizlerden kaçınması, araç sürmemesi ve ağır yük kaldırmaması gerekmektedir. Ayrıca daha büyük bir kesi olması nedeniyle, açık ameliyatlarda kapalı ameliyatlara göre enfeksiyon ve kanama gibi riskler daha yüksek oranlardadır.
Kapalı Koroner Bypass Operasyonları
Kapalı koroner bypass operasyonları, günümüz teknolojilerinin desteği ile neredeyse bütün bypass kararı verilmiş hastalara uygulanabilmektedir. Genel yanlış bir bilgi olarak; kapalı bypass operasyonları sadece bir veya iki damar bypass yapılacak hastalara değil, dört hatta beş damar bypass yapılacak hastalara da güvenle uygulanabilir. Göğüs kafesinin sol tarafından, 3. veya 4. kaburga aralığından yapılan 3-4 cm’lik bir kesi ile dört veya beş damar bypass operasyonunu yapmak mümkündür. Bu operasyonda cerrah, bu işlem için özel üretilmiş birtakım cerrahi aletler ve kamera sistemlerini kullanarak, dışarıdan ameliyatı tamamlar. Ancak kapalı ameliyatlar, ciddi bir deneyim ve gerekli ekipmanları gerektirir. Bu nedenle her merkezde yapılamamaktadır. Kapalı bypass ameliyatlarında, kesi çok daha küçük olduğundan; kanama, enfeksiyon gibi komplikasyonlar daha az görülür ve daha kozmetiktir. Ayrıca, operasyon sonrası akciğer kapasitesi çok daha hızlı toparladığı için, hastanın yoğun bakımda ve hastanede yatış süresi çok daha kısadır. Hastalar genellikle operasyon sonrası 5. günde taburcu edilebilir. Bunun yanısıra, kapalı bypass operasyonlarında göğüs ana kemiği kesilmediği için, operasyon sonrası yan yatmama, araç sürememe, ağır yük kaldıramama gibi kısıtlamalar olmaz ve kapalı bypass operasyonu geçiren hastalar genellikle operasyondan sonra 2 hafta gibi kısa bir süre içerisinde çalışma hayatına geri dönebilmektedir.
Bypass Operasyonları Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
Gerek açık, gerekse kapalı bypass operasyonları sonrasında yapılan öneriler farklı değildir. Kan sulandırıcı ve kolestrol düşürücü tedaviler hastaların tamamında önerilir. Bunun yanısıra, tansiyon ilaçları ve ritm düzenleyici bazı ilaçlar da tedaviye eklenebilir. Hastanın ameliyat sonrasında, kolestrol diyeti ve ağır olmayan bir egzersiz programı uygulaması mutlaka önerilir. Açık ameliyat yapılan hastalarda en az 2-3 ay, yan yatmama, araç sürmeme, ağır yük taşımama gibi önerilerde bulunulurken; kapalı bypass yapılan hastalarda bu kısıtlamalara gerek olmamaktadır. Bypass operasyonları sonrası verilen bazı tedaviler, cinsel işlevleri olumsuz etkileyebilir. Bu durumda, hastanın doktoru ile iletişime geçmesi ve ilaç tedavisinin tekrar düzenlenmesi problemi ortadan kaldıracaktır.
Bypass operasyonları sonrasında, hastaların beslenme ve spor alışkanlıklarında değişiklik yapması kritik öneme sahiptir. Yağlı beslenme alışkanlığı tamamen bırakılmalı ve daha çok sebze ve beyaz et ağırlıklı bir beslenme düzenlenmelidir. Karbonhidrat içeriği yüksek unlu mamullerden mümkün olduğu kadar uzak durulmalıdır. Koroner bypass sonrası en çok önerilen spor faaliyeti, günlük 30-40 dakika, orta-hızlı tempolu yürüyüştür. Ancak eğer uygulanabiliyorsa, haftada 2-3 gün 30-40 dakika yüzmek, bisiklet sürmek veya basit ev egzersizleri de önerilmektedir. Koroner bypass sonrası, ağır salon egzersizleri genellikle önerilmemektedir.