Şah damarı, aort ana atardamarından köken alan, sağ ve sol olmak üzere boynumuzun ön bölgesinden seyrederek, beynimize temiz akışından sorumlu atardamarlardır. En sık görülen şah damarı hastalığı, bu damar içerisinde kireçlenme olması ve bunun sonucunda darlık ve tıkanıklık gelişmesidir. Bu darlık veya tıkanıklıklar, beyne giden kan akışının azalmasına ve sonuç olarak, kolda bacakta uyuşma, güçsüzlük, yürüme bozuklukları, konuşma bozuklukları, görme bozuklukları ve geçici körlük, kulakta çınlamalar gibi nörolojik semptomlara yol açabilir. Semptomlar genellikle çapraz görülür. Yani vücudun sağ tarafında bu belirtilerin görülmesi, sol taraftaki şahdamarında bir problem olabileceğini gösterir. Bu erken belirtilerin göz ardı edilmesi ve hastanın bir profesyonele başvurmaması, ne yazık ki vücudun bir tarafında kısmi veya tam felç ile sonuçlanabilir. İnme (Strok) olarak da isimlendirilen bu tabloda, beyinde etkilenen bölgenin yaygınlığına bağlı olarak hastada bilinç kaybı ve hatta bitkisel hayat olarak tanımlanan ciddi durumlar da gelişebilmektedir.
Şahdamarı darlık ve tıkanıklığı için, erkek cinsiyet, ileri yaş, şeker hastalığı, hipertansiyon, sigara kullanımı, yüksek kolesterol seviyeleri ve vücudun başka bir bölgesinde damar tıkanıklığı olması, sayılabilecek en önemli risk faktörleridir. Daha önceden belirtilen basit nörolojik semptomları olan hastalarda, bu risk faktörlerinden 3 veya daha fazlası da mevcutsa karotis (şahdamarı) incelemesi mutlaka yapılmalıdır.
Kulak çınlaması veya elde ayakta uyuşma gibi basit belirtiler ile inme, biliç kaybı gibi ciddi belirtiler arasında bir yelpazeye sahip olan şah damarı tıkanıklıkları, hastanın erken dönemde bir kalp-damar cerrahına başvurması ile tamamen hasarsız bir şekilde atlatılabilir. Erken belirtilerle doktora başvuran hastalarda yapılacak ilk tetkik doppler ultrason incelemesidir. Bu incelemede, sağ ve sol şahdamarı duvarındaki kireçlenme, darlık oranı ve kan akış hızları ölçülebilir. Kireçlenme ve/veya %50’nin altında darlık tespit edilen hastalarda, çoğunlukla takip ve ilaç tedavisi önerilir. İlaç tedavisinde genellikle, kan sulandırıcı ve kolesterol düşürücü ajanlar, tansiyon ilaçları ve beyin kanlanmasını arttıran bazı ilaçlar tercih edilir. Darlık oranı %50’nin üzerinde ise, ilaçlı tomografi, manyetik rezonans ve anjiografi gibi daha ayrıntılı incelemeler yapılarak girişim planlanmalıdır.
Şahdamarı Tıkanıklıklarının Kapalı Yöntemlerle Tedavisi
Bu yöntemler, genellikle anjiografi ile yapılan işlemlerdir. %50’den fazla daralma olan ve semptomları olan hastalarda, hastalıklı bölgeye yerleştirilen bir stent, beyne yeterli kan akımını tekrar sağlar. Bu işlem sonrası, hastaların mutlaka uygun kan sulandırıcıları kullanması ve takipleri aksatmaması, konulan stentin daha uzun süre açık kalması için kritik öneme sahiptir.
Kapalı yöntemlerin kullanıldığı bir diğer durum, akut inmedir (strok). Bu şikayet ile acil servise başvuran hastalarda, ilk 4-6 saat içerisinde yapılacak anjiografi ve tıkanıklık bölgesine uygulanacak pıhtı eritici ilaçlar, beyindeki hasar riskini minimuma indirir. Ancak hastalar için en büyük problem, bu işlemi uygulayacak profesyonellerin ne yazık ki her merkezde olmayışıdır. Bu işlemlerde profesyonelleşmiş kalp-damar cerrahı veya girişimsel radyolog olan merkezlerde ise bu girişimler 24 saat uygulanabilmektedir. Bu işlemde, pıhtı eritici ilaçların uygulanması ve beyin kan akımının tekrar sağlanması sonrası, genellikle darlık olan bölgeye bir stent yerleştirilerek işlem sonlandırılır.
Şahdamarı Tıkanıklıklarının Cerrahi Tedavisi
Cerrahi tedavi, genellikle şahdamarında %70’in üzerinde darlık olan ve semptomları olan hastalarda uygulanır. Tıkanıklık olan bölgede pıhtı oluşma riskinin yüksek olması, hastanın şeker hastalığının olması, beraberinde bir kalp ameliyatı yapılacak olması ve hastanın ameliyat için risk faktörlerinin düşük olması durumunda mutlaka cerrahi tedaviler tercih edilmelidir. Cerrahinin yüksek riskli olduğu ileri yaş hastalarda ise doktor ve hastanın birlikte konuşup karar vermesi ile kapalı stent yöntemleri uygulanabilir.
Şahdamarı hastalıklarının cerrahi tedavisinde, sağ veya sol boyun ön bölgesinde yapılan 4-5 cmlik bir kesi ile şahdamarına ulaşılır. Tıkanıklık olan bölge belirlenerek, şahdamarı üzerinde bir kesi yapılır ve damar açılır. Bu işlem sırasında, beynin kan akımını devam ettirecek özel birtakım ‘şant kateterleri’ kullanılarak ameliyat bölgesinin kansız olması sağlanır. Şahdamar içerisindeki tıkanıklık yapan plak ve kireçler tamamen temizlenir. Şahdamarı tekrar yama ile veya direk olarak kapatılır. Bu ameliyatlar sonrasında da yine hastanın kan sulandırıcı kullanması ve periodik takiplere gelmesi önemlidir.
Şahdamarı tıkanıklığı olan hastalarda, hangi tedavi yönteminin uygulanacağı, doktor ve hasta tarafından birlikte verilecek bir karardır. Unutulmamalıdır ki, her zaman kapalı yöntemlerin uygulanması en iyi seçenek değildir. Çünkü, damardaki tıkanıklığın açılması kadar bu açıklığın uzun süreli olması da önemlidir. Bu nedenle bu karar, hastanın yaşına, sigara kullanımına, şeker hastalığı olup olmamasına, damar tıkanıklığının anatomik özelliklerine, hastanın cerrahi ile ilgili ek risk faktörlerine göre verilir. Cerrah, bütün bu ayrıntıları hasta ile paylaştıktan sonra, işlemin kapalı veya cerrahi olarak yapılması planlanmalıdır.